12 Tarikat Piri ve Tasavvuf Yolu!

Bu Kitabı Okurken Şu Soruların Cevaplarını bulacaksınız.

1- İnsanlığın ömrü, Hadis Kaynaklarında anlatıldığı üzere 7000 sene ise, yüz binlerce yıllık insan fosilleri ne anlama gelmektedir?

2-Tasavvuf ne demektir ve temelleri neye dayanmaktadır?

3-Tasavvuf ne zaman başlamıştır ve  İlk Mürşid ve derviş  kimdir?

4-Hz Adem Safiyullah’ın Dünyaya indirildiğinde ilk nereye ayak basmıştır?

5-Hz Adem Safiyullah’ın Kabri Şerifleri nerededir?

6-Nefsin ve ruhun makamları nelerdir?

7-Nefis nasıl terbiye edilir ve Ruh nasıl maksata ulaşır?

8-Hz Mehdi Aleyhisselam hangi zikri ve duaları yapmıştır?

9-Rabıta nedir? Erkek ve Bayanlar nasıl rabıta yapmalıdır?

10-İnsan’ın Hakka ulaşması için izlemesi gereken yollar ve yapması gereken zikir ve Dualar nelerdir?

11-12 Tarikat Piri hangi yol ve usulleri takip etmiş ve nasıl Hakka ulaşmışlardır?

12-Kutbuzzaman Muhammed Sıddık Haşimi Hazretleri kimdir? Silsile-i Şerifleri hangi büyük islam alimine bağlanmaktadır?

13-Kutbuzzaman Muhammed Sıddık Haşimi ile Mevlana Halidi Bağdadi Hazretleri arasında bulunan silsile büyükleri kimlerdir?

Reklamlar

Namazı özürsüz kılmayan kimse

Hadîs-i serîfte buyuruldu ki:
(Namazi özürsüz kilmayan kimseye, Allahü teâlâ onbes sikinti verir. Bunlardan altisi dünyada, üçü ölüm zamaninda, üçü kabirde, üçü kabirden kalkarkendir.

Dünyada olan alti azap:
Dünyada çekecegi azaplar:
– Namaz kilmayanin ömründe bereket olmaz.
2- Allahü teâlânin sevdigi kimselerin güzelligi, sevimliligi kendine kalmaz.
3- Hiçbir iyiligine sevap verilmez.
4- Duâlari kabûl olmaz.
5- Onu kimse sevmez.
6- Müslümanlarin birbirlerine yaptiklari iyi duâlarinin buna fâidesi olmaz.
Ölürken çekecegi azaplar:
– Zelîl, kötü, çirkin can verir.
2- Aç olarak ölür.
3- Çok su içse de, susuzluk acisi ile ölür.
Mezarda çekecegi acilar:
– Kabir onu sikar. Kemikleri birbirine geçer.
2- Kabri Cehennem atesi ile doldurulur. Gece, gündüz onu yakar. Cehennem atesi dünya atesine benzemez.
3- Allahü teâlâ, kabrine çok büyük yilan gönderir. Dünya yilanlarina benzemez. Hergün, her namaz vaktinde onu sokar. Bir an birakmaz.
Kiyâmette çekecegi azaplar:
– Cehenneme sürükleyen azap melekleri yanindan ayrilmaz.
2- Allahü teâlâ, onu kizgin olarak karsilar.
3- Hesâbi çok çetin olup, Cehenneme atilir.)
Namaz kilmayanin ömründe, bereket olmaz. Ömründe, hayir ve menfaat görmez. Ömrü çesitli hastaliklarla, sikintilarla geçer. Ma’nevî huzûru olmaz. Sahip oldugu dünyaliklar onu rûhî sikintidan kurtaramaz”

Rabbim bizleri bi namaz etmesin(Amin)ille de Namaz ille de Namaz…

Namaz kılmanın insan sağlığı açısından faydaları

Namaz kılmanın insan sağlığı açısından faydaları:
1- Namazda yapılan hareketler yavaş olduğundan kalbi yormaz. Muhtelif saatlerde olduğu için insanı dinç tutar zindelik verir.
2- Günde 80 defa alnını secdeye koyan bir insanın ritmik olarak beynine daha fazla kan ulaşır.bu yüzden hücreler yeterli beslendiği için hafıza kaybı gibi problemlerle karşılaşılmaz tıpta geçen demans senil denilen hastalığa rastlanmaz beyin rahatlar.
3- Eğilip kalkmaktan dolayı kan devri daimi düzgün olur ve gözlerde oluşan bu beslenmeden dolayı göz içi tansiyonu artmaz ve düzenli olur. Aynı zamanda göz içi sıvısının düzenli olarak değişmesine yardımcı olur ve katarakt karasu gibi rahatsızlıklar önlenmiş olur.
4- Namaz kılmaktaki izometrik hareketler midedeki gıdaların iyi karışmasına safranın kolay akmasına ve dolayısı ile safra kesesinde birikinti yapmamsında pankreastaki enzimleri kolay boşalmasına yardımcı olur. Kabızlığın önlenmesine ve böbrek idrar yollarının çalkalanmasından dolayı böbrek taşlarının önlenmesine ve mesenenin boşalmasına yardımcı olur.
5- Namazda yapılan izometrik hareketler sayesinde devamlı çalışmayan kas ve adalelerin çalışmasına ve bunlardan kaynaklanan artroz ve kireçlenme gibi hastalıkların önlenmesine yardımcı olur.
İşte namazını kılan bir kimsenin allahına ibadet ettiği anda Allah tan gelen bir emirin kendisi için ne kadar faydalı olduğunu görmüş bulunmaktayız.
Namaz kılmanın abdest almanın insan sağlığı için ne kadar önemli olduğu ortadadır. Bu durum karşısında insanların yaşamaya çalıştıkları güzel bir hayat ve huzurlu bir dünya için aslında nasılda bize daha öncelerden yaşamamız gereken sistemlerin hayatımıza girdiğini fark edebiliyoruz. Yüce Allah bizi yaratmış ve bize nasıl güzel yaşanılır değiştirilmiş olan kitaplarında indirdiği gibi değiştirilemeyen tek kitabında da bildirmiştir.
Bu durumda başka bir konuyu da ortaya çıkarmış oluyoruz yaradan olan Allah kulları için her şeyin en güzellerini bizlere bahşetmiştir. Ve bu yaşantıyı inanan inanmayan tüm insanlara fark edebilecekleri şekilde delilleriyle ortaya koymuştur.bir insan Allah tan habersiz bile yaşasa yaşamak istediği hayat için aslında bir delil olduğundan bile habersiz olsa yaşamak için zamanla farkında olmadan Allah’ın kitabında ki gibi yaşamaya çalışacaktır. Ve o insan yaşamak için gereken tüm ihtiyaçlarının yazıldığı anlatıldığı bir dinle tanıştığı zaman o dine ve peygamberine itaat etmekten başka bir şey yapabilir mi merak ediyorum ama gözler önüne serilen bir gerçekten nasıl olurda kaçabiliriz. Kendimize bu kötülüğü nasıl yapabiliriz. Şunu kesinlikle izah edebilirim insanlar doğru yolu gördükleri halde o yolu terk ederlerse asla ve asla huzur bulamazlar belki rahat ve güzel bir hayat yaşayabilirler ama hep bir eksiklikleri olduklarını hissederler o duygu ve düşünceden asla kurtulamazlar ama yinede ısrarla neden o yola doğru yürümekten korkarlar anlamıyorum nefislerine karşı bu kadar mı güçsüzler evet nefis çok kuvvetlidir ama o yenilmez değildir. Neden huzuru bulmak için mücadele etmeyiz neden yenebilecekleri bir savaşa girmekten korkuyorlar bunun yorumunu sizlere bırakıyorum sadece oturup biraz düşünmek yeterli diye düşünüyorum. İnsanların yenebileceği söylenen bir nefisle mücadele etmemesi gözünüzün önünde olan bir savaşta kaçınılmaz galibiyetle sonuçlanacak bir savaştan sırtını dönüm gitmek ve savaştan mağlup olarak ayrılmayı göze kim alabilir bütün mal varlığını kaybedeceği bir savaşta sadece malı değil özgürlüğü ve değer verdiği bütün varlıkları olacaktır nefisle savaşta aynıdır o savaştan da mağlup olarak ayrılırsak kaybedeceklerimiz diğer savaştan daha pahalıya patlayacağından emin olabilirsiniz. İşte o zaman bu savaşa sırtını dönüp gitmenin ne kadar büyük kayıplara yol açtığını görmemiz için hesap gününe kadar beklememiz gerekecek ve biliyorsunuz ki orda pişmanlık fayda etmeyecek sadece yaptıklarından dolayı hesap olunacak işte o gün kaybettiklerimizi kazanmamız için bir şansımız daha olmayacak ama dünyadaki savaş öyle değil yaşadığınız sürece bazı şeylere yeniden başlama şansımız vardır bu şansı değerlendirebilirsek kurtuluruz işte yakaladığımız fırsatları kaçırmamız gerektiğini kısaca özetledim modern dünya insanların yaşama standartlarını sadece kendi bildiklerine göre değil bu yaşama daha olgun çerçevede yön veren İslam dinine uyum sağlamakla kazanacağımız hem bu dünyada olacak hem de ahiret gününde.
2-1

Temizlik

Son dönemlerde günümüz insanlarının sağlık konusunda atmış oldukları adımları yakından takip ediyoruz bir salgın hastalık hususunda insanların almış oldukları tedbirler ve bu tedbirlere nasılda riayet edildiğini görüyorsunuz insanlar bu hastalılara düşmemek ve rahat bir hayat yaşamak için elinden gelenleri yapmaktadırlar bu hastalıklardan korunmanın en önemli yolunun temizlik olduğu dikkatleri çekmektedir.
Salgın hastalıkların en önemli kurtuluş unsuru olarak temizlik kurallarına uyulması gerektiği doktorlar tarafından da insanlara duyurulmaktadır. İşte bu durumda insanların modern dünyada almış oldukları önlemlerin en önemlisi olan temizlik unsuru karşımıza çıktığında temizlik konusunun İslam dinindeki önemi ve bu önemin korunması hakkında yazılı ve sözlü olarak bildirilmiş birçok ayet ve hadisi şerif bulunmaktadır.
“ Temizlik imanın yarısıdır” bu cümle hemen her Müslüman insanın telaffuz etmiş olduğu bir cümledir temizlik unsuru İslam dininde hemen her konuda önemle bildirilmiştir. Namaz kılamadan önce temizlenmek bu örneklerin en büyüğüdür.
Abdest almak temizlik unsurunun bir örneğidir yine namaz kılmakla sağlanan insan sağlığı hareketleri namaz kılmak için alınan abdest içinde geçerlidir. Abdest alırken insan vücudunun büyük bir kısmı rahatlamış ve pisliklerden arınmış olmaktadır. Bu temizliğin insanlar için sayamayacağımız bir çok faydası vardır bunlardan bazılarından biraz bahsedelim.
1- Abdest alınırken eller,yüzler,burun, ağız,kollar,alın, kulaklar, ense ve sırası ile ayaklar yıkanmaktır. Bu uzuvların bir çoğu insanların birbiriyle olan temaslarında kullanılmaktadır ve salgın bir hastalık durumunda bu uzuvlardan gelecek tehlikelerden bir nebze olsun uzaklaştırılmıştır.
2- Abdest alırken ellerin yıkanması yemek yerken ellerin ağızla olan temasından dolayı oluşacak bakteri enfeksiyonlarına karşı önlem almamızı sağlar
3- Abdest içinde yüzlerin yıkanması durumunda insanların ferahlaması ve yüz kısmında oluşabilecek bakteri enfeksiyonlarına karşı alınan güzel bir önlemdir
4- Abdest alınırken ağız burun ve kulakların yıkanması yine bu bölgelerde oluşabilecek mikrobik hastalıklara karşı bir önlem alınmış olunur buruna çekilen su kılcal damarların rahatlaması rahat nefes alma ve burada bulunan temizlik kıllarının temizlenmesini sağlar ve bu bölgeden oluşabilecek solunum yolları enfeksiyonlarına karşı önlem alınmış olur.
5- Yine kolların yıkanmasında bu bölgedeki damarların masaj yapmış gibi rahatlamasına ve kan dolaşımının düzenlenmesine yardımcı olur.
6- Baş ve ense kısmının yıkanması özellikle ense kısmında bulunan atardamarların rahatlaması baş ağrısı kan akışının düzeni vücuttaki elektrik sisteminin rahatlaması gibi bir çok sayamayacağımız faydası bulunmaktadır.
7- Son olarak ayak yıkama işleminde bu bölgedeki oluşan bakterilerin yok edilmesi ve mantar nasır gibi bir çok hastalığın önlenmesine yardımcı olur ayak kokusu sıkıntısını ortadan kaldırır.
Gördüğünüz gibi abdest almanın sayılamayacak kadar insanlara faydaları vardır. Bütün bu işlemleri yapan bir insan ile yapmayan insan arasında sizce de fark yok mu acaba?
İslam dininde temizliğe çok büyük önemler verilmiştir. Temiz olmak imanın yarısı olması çok büyük bir söz dür inanan Müslümanlar her zaman her yerde temiz olmak zorundadırlar. Çünkü İslam dininde bir çok ayet ve hadiste temizlikten bahsedilmiştir.ve Müslümanlara temizlik yapmaları ve temiz olmaları için emirler gelmiştir.

Abdest almak ve namaz kılmak bu denlerden dolayı değildir allahın emridir öncelikle bunun için yapmalıyız burda anlatmak istediğim abdest alan ve namaz kılan insanların kaybettikleri bişey olmadığı aksine kazanmış olduklarıdır tabi bu olayın maddi yönü bide manevi yönü var

Kıl Beni Ey Namaz

Kıl Beni Ey Namaz
çöllerden Topla Hücrelerimi
Rahmetinin Vahasinda Ağirla Bu Yitik Kalbi

Kıl Beni Ey Namaz
Secdede Ruhumu Yeniden Fısılda Bana
şahdamari Yakınlığından Emzir Bu Puslu Bedeni

Kıl Beni Ey Namaz
Küçülsün Dağlar
Denizler Taşsın
Dağılsın Kalabalıklar
rüku Rüku Doğrult Eğriliklerimi

Kıl Beni Ey Namaz
ikiye Bölünsün Kalbim
Ortasindan Çatlasın Kıblenin Şakağında
Sevginden İşaret Parmağı Değsin Yeter Ki Göğsüme

Kıl Beni Ey Namaz
Topla Sevdalarımı Kırık Aynaların çatlaklarından
ömrüme ilikle Sevinçlerimi
Firuze Düşler Düşür Alnımın şafağına

Kıl Beni Ey Namaz
Tenim ibrahim Gibi Ateşe Düşmüşken
Uzak Tut Nefsimin Nemrudundan Beni
Gül Kokulu Serinlikler Yağdır Yüreğime
Göznurum Ey
Canım Namaz
Kil Beni Ey ömrüm Namaz
Secdene Al Beni De
Gül Değdir Gönlüme
Aşkına Yaz Beni De Yarim Namaz
Kıl Beni Ey Namaz
Günahın, isyanın, Nisyanın Kuytusunda Büyüttüğüm
Pişmanlığımın Yüzünü Yerden Kaldır
Utandirma Beni
Al Karanlıklarımı
Gözbebeğinde Yıka

Kıl Beni Ey Namaz
insan Kıl Beni
Doğru Kıl
Duru Kıl
Diri Kıl Beni
insan Kıl Bu Bedeni

Ah, Alnımı Dayadığım Secdegahıma Kim Serpti Bu incileri Kim
Kim Bu Dua Hammalı Ellerimin Yüküne Ortak Kim
Ah, Ziyankar-i çarık
Ah ,namütenahim Kavrayışın Yolcusu
Ah, içimde Biriktirdiğim Yalnızlığın Seyrüsefer Gölgesi Ah..

Gitmek, Gidememektir Kendimden
Amentünün Arasatında Bir Tedirginim Ben
Aklımın Köşe Bucak ilticaları Sevgilide Kaldı
Hangi Gaflete Büründü Ki Ellerim
Sızlatıyor Dokunduğu Tenleri Ah..

Haydi Felaha
Haydi Felaha
Haydi Namaza
Haydi Kurtuluşa

Göznurum Ey
Canım Namaz
Kıl Beni Ey ömrüm Namaz
Secdene Al Beni De
Gül Değdir Gönlüme
Aşkına Yaz Beni De Yarim Namaz
senai Demirci

HER ABDEST BİR DEVRİM OLSUN İÇİMİZDE

TAMAM!… OLSUN!…

HER ABDEST BİR DEVRİM OLSUN İÇİMİZDE
HER ABDEST BİR EVRİM OLSUN
HER ABDEST BİR DİRİLİŞ OLSUN
HER ABDEST BİR DURULUŞ OLSUN
HER ABDEST YENİ BİR KURULUŞ OLSUN
HER ABDEST YENİ BİR DURUŞ OLSUN
HER ABDEST RABBİN KAPISINA YENİ BİR VURUŞ OLSUN
HER ABDEST NEFSİMİZE BİR SORUŞ OLSUN
GÜNAHLAR SOLSUN
RABBİMİN NİMETİ TAMAM OLSUN

Bedenin abdesti su ile,

Nefsin abdesti gözyaşı ile,

Aklın abdesti ilim ile,

Ruhun abdesti aşk ve muhabbet iledir

a-) Zahiri (Dış temizlik)

İbadette amaç insanın özünü nizam’a (terazi) koyup Allah’ın huzurunda yaptıklarının hesabını vermektir. İnsanın bu hesabını cevap verebilmesi, tevekkür ederek ruhunu yükseltip, Allah’a teslim olması gerekir. Eğer tevekküre girecek bir insanın bulunduğu mekanda kötü kokular varsa ibadet etmesi güçleşir. Bir insanın temiz olmaması veya kötü kokular yayması, o insanın ibadeti esnasında Allah’a teslim olmasına mani olur. Temizliğimize önem vermek, hem kendi sağlığımızı, hem çevremizi, hem de insanların sağlığımızı korumuş oluruz.

b- Batıni (İç temizlik):
Değerli canlar!
Asıl ibadet ruh arılığı ve vicdan temizliğidir. O temizlik Allah’ı çeşmesine varıp, gönül yurdunu temizleyip,rıza yoluna varmaktır.

abdest, dış bedenin yıkanması yanında, asıl önemli olan manevi iç temizliğin adıdır. Hz. Mevlana; “Bedeniniz kirliydi yıkayıp temizlendiniz, ya aklınız kirlendiyse onu ne ile temizleyeceksiniz” diyor. Bu zahirlikten sıyrılıp, Hakk’a ulaşabilmek için Hakk’ın inşa ettiği binayı temiz tutmalıyız. Asıl oradaki “Beyt-el mamür” dediğimiz gönül evimiz pak etmeliyiz.
Her türlü ahlaksızlığa, harama, zinaya kısaca bütün kötülüklere açık olan ve doğru yolda olmayan bir insan’ın Hakk’a ulaşması mümkün müdür? Hakk ve halkın huzurunda temiz sayılabilir mi?

Niyazi Mısri “Padişah girmez saraya hane mamur olmazsa” diyor. İçi pisliklerle dolu olan bir insan’ın gönlüne Hakk, Muhammed, Ali mihman olur mu? Sanmıyorum. İşte o temizlik kişinin ruhunda, özünde olmalıdır. Çünkü o öz Hakk’ın cevheridir. Ruh ve gönül temizliği devamlı olmalıdır. Dış temizlik olmayınca nasıl ki mikroplar bedenimize girerek bedenimizi hasta ettiği gibi iç temizlik, gönül temizliğimizde olmazsa ruhumuz hasta olur. Ruh hasta olunca da kişi şeytani fiillerden kurtulamaz.

Pir Hünkar Hacı Bektaş Veli buyuruyor ki; “Eliniz kirli idi yıkayıp temizlendiğiniz, ayağınız kirli idi yıkayıp temizlendiniz. Yüreğinizdeki kini, kibiri, hasetliği, şehveti su ile nasıl temizleyeceksiniz.”

Gönül temizliği elbette su ile temizlenmez. Gönül temizliği ikrarla, tövbeyle temizlenir.
Tövbe: İnsan yaratıcı karşısında sürekli bir biçimde noksanlığını görmeli ve ondan yeterince olgunlaşmadığında da af dilemelidir. Allah’tan af dilemek, günah işlemek demek değildir. Sürekli boyut değiştiren ve yükselen benlik bir önceki halinde eksiklik görüp ve ona tövbe etmesidir.

Kur’an ; “Allah’tan af dileyin” diye buyurmuştur.
Yüce ALLAH C.C , elçisine şöyle buyuruyor:
“Ey Muhammed! Eğer insanlar beni evlerine koyarlarsa, ağırlarlarsa, bende onları ağırlarım. Onlar bana gönül aynalarını gösterirlerse, ben de aradan perdeyi kaldırırım. Yüzümü gösteririm.”

Allah c.c elçisi ise şöyle buyurdu;
“Allah’ım sen yemekten, içmekten, münezzehsin.(Arınmış ve uzak) Kullarınsa seni nasıl ağırlasın?”
Yüceler yücesi Allah c. c buyurur;
“Benim sevgili peygamberim! Şöyle insanlara: Gönül evlerini alçak gönüllülük, aşıklık süpürgesiyle süpürsünler. Hırsı, nasılı, niçini, münafıklığı (iki yüzlülük) hainliği, çekememezliği, dedikoduyu süpürüp atsınlar. Yaptıkları kötü işlerden pişmanlık duysunlar ve pişmanlık suyu ile yıkansılar. Gizli işlerden vazgeçsinler sevgi sofrasını döşesinler. Aşk başlarına vursun.”

Allah’ın yazgısına razılık, teslim, o’ndan çekinme içinde olsunlar. Rica kapıları, tevekkül, iç bilgi denizi ve sabır bahçesinden yana açsın.
“Bismillahirrahmanirrahim’i ve La ilahe illallah’i gönül bohçasına ve benim katıma sunsunlar. Bende bu daveti kabul edeyim. (Dua edenin duasını kabul ederim Bakara, 186 ayet)

Bu bir anlık sunuşların karşılığını üç yüz altmış beş katıyla vereyim. Onun gönlüne gireyim. Beni konuk edişini kabul edeyim. Bende karşılık olarak Firdevs cennetini onlara saray yeri olarak vereyim. (Hacı Bektaş Veli Şerh-i Besmele)

büyükler asıl temizliğin gönlümüzde ve yüreğimizde olmasının önemini belirtiyor. Gönlümüzdeki bütün yaramazlıkları süpürüp manevi anlamda iç temizliği sağlamalıyız.
“İnsan yüreği kadar insandır” demiş bir düşünür yüreğimizi Hakk’ın evi etmeliyiz ki, Hakk’da mihman olabilsin. En büyük alem orasıdır. O alem yanlışlarla doldurulursa doğruya yer kalmaz.

sevgi dolu amellerle inşALLAH….

Her Abdest Bir Yemindir Aslında

Her Abdest Bir Yemindir Aslında

Bu Eller Bir Daha Harama Günaha Uzanmayacak!

Bu Ağız Harama Açılmayacak!

Bu Dil Bir Daha Kötüyü Söylemeyecek, İftira Etmeyecek,

Yalan Söylemeyecek,Dedikodu Yapmayacak!

Bu Burun Deni Arzuların Peşinde Koşmayacak!

Bu Kollar Harama Sarılmayacak!

Bu Gözler Harama Bakmayacak!

Bu Beyin Kötüyü Planlamayacak!

Bu Kulaklar Harami Duymayacak!

Bu Ayaklar Harama Adim Atmayacak!

Söz Veriyorum Allah’ım!

Evet İtiraf Ediyorum Bunları Yaptım, Affet!

Temizle, Arıt Beni, Sen Temizlemezsen Ben Temizlenemem!

Bana Yardim Et, Beni Temizle , Beni Arıt!

Her Abdest Bu Anlama Gelir

Yada Gelmeli

Farkında mıyız?

Abdest mi Alıyoruz?

Yoksa El Yüz mü Yıkıyoruz?

Abdest Ruhumuzda Beynimizde Böyle Algılanıyor mu?

Yankılanıyor mu?

Eğer Abdest Böyle Alınmışsa

Uzakta Değil Hemen Evinizin Önünde,

Çok Yakınınızda, Hatta Evinizin İçinde

İstediğinizde Hemen Bulabileceğiniz

Arıtıcı, Temizleyici, Durulayıcı Bir Nehir Bulursunuz

Böyle Bir Nehirde Günde 5 Kez Yıkananda,

Kirden, Günahtan Eser Kalır mı?

Her Abdest Bir Devrim Olsun İçimizde
Her Abdest Bir Evrim Olsun
Her Abdest Bir Diriliş Olsun
Her Abdest Bir Diriliş Olsun
Her Abdest Yeni Bir Kuruluş Olsun
Her Abdest Yeni Bir Duruş Olsun
Her Abdest Rabbin Kapısına Yeni Bir Vuruş Olsun
Her Abdest Nefsimize Bir Soruş Olsun

Günahlar Solsun

Rabbimin Nimeti Tamam Olsun

Suya Vardığında, Aslında Ateşi Kucaklamaya Gidiyorsun

Zira Suyun Aslı Ateştir

Suyun Yapıtaşlarından Biri Yakar, Biri Yanar

Yakan İle Yananın Bir Araya Geldiği Yere Elini Hiç
Endişesiz Değdiriyorsan,

Ateşin Ortasından Sana Serinlik Lûtfeden Rabbinin
Takdirine Güveniyorsun Demektir

Bil Ki, Ateşi Sana Serinlik Eyleyen, Senin İçin Suyu
Da Paklık Vesilesi Eyliyor

O’na Kul Olmazsan Yeryüzünde Hiçbir Su Aklamaz Seni

Suya Vardığında, Aslında Avucuna Gökleri Sığdırıyorsun
Zira Su Sana İndirilir

Sana İndirilen Senin Erişemeyeceğin Yerde Demektir

Göklerde Bulutlara Bindirilen, Rüzgârların Önü Sıra Gezdirilen,
Yağmurlardan Damla Damla Süzülen, İnce İnce

Alnına Değdirilen Lûtufla Tanışıyorsun Şimdi

Sana Hiç Erişemeyeceğin Yerden Nimetler İndiren Rabbin,
Her Şeyin Gelip Geçtiği, Her Bulduğunun Bitip Tükendiği,
Her Güzelin Bırakıp Terk Ettiği Yerde, Sana Sonsuzluk

Çağrısı Yapıyor Eline Dokunan Su, Tenini Serinletmekle
Kalmıyor, Sonsuz Sevdalar Yüklü

Kalbine Teselliler Yağdırıyor

Abdeste Hazırlanıyorsun
Gövdeni Kutlu Bir Paklığın Gölgesine Çekiyorsun
Sanki Leylâ Vurgunu Bir Mecnun Gibi Çölde Suya Kanıyorsun
Şadırvanda Su Şakırtısı Bir Vaha Serinliği Değil Mi Sana?

Abdeste Niyetleniyorsun
Kalbini Sevgililer Sevgilisi’nin [Sas] Kalbine Yanaştırıyorsun
Suların Bile Yolunda Akarak Paklandığı Sevgili’nin [Sas]
Yolunda Akıyorsun

Resûl’ün [s.a.s] Pak Niyetine Dudağını Değdirerek,

Suyun Serinliği İle Değil, Rahmetle Islanıyorsun

İşte Abdeste Başlıyorsun Önce Ellerini Yıkıyorsun

”Terk-İ Dünya İle Yıka Ellerini!” Ellerinle Biriktirdiklerinden
Yu Kendini Varlığının Suların Akışı Gibi Gelip Gittiğini
Bil Evvelâ Eline Avucuna Sığan Bir Şey Yok Şu Fani Dünyada
Parmakların Arasından Kayıp Gidiyor Sevdiklerin Ve
Biriktirdiklerin Ne Onlar Sana Kalıyor, Ne Sen Onlara Kalıyorsun
Bunu Bil Ki, Eline Değen Abdest Suyuyla, Elini Şerden Çek;
Hayra Yanaştır Elini Fani Olanlardan Çevir; Sonsuza Eriştir
Elinle Ettiklerinden Tövbe Et

Dünyanın Kirini Avuçlarından Akıt

”Anmakla Yıka Dilini, Damağını Ve Dudağını!”
Yalanı Yıka Ağzından Boş Sözden Arındır Dilini
Damağını tattıklarının Su Gibi Gelip Geçtiğini Bil
Dudağına Suyu Değdiren Rabbindir

Dudağını Dudağına Dokunduran Rabbinin Rahmetidir
Dudağının Dudağına Değmesi, Billûr Sulardan Daha Serindir

Suyu Sana Verdiği Gibi Suya Hasret Dudağı Da Veren Odur
Suyun Paklığını Damağına Değdirirken, Rabbini Anmakla
Tatlandır AğzınıDilini Suyla Serinletirken, Yalan Ve Gıybetin,
Boş Söz Ve Lakırdının Tortularını Da Yak!

”Kibirden Arınmakla Temizle Burnunu!”

Ne Efsunkârdır Güzel Koku!

Burnunun Dikine Gidenleri Bile Ardı Sıra Sürükler
Uzakta Kalmış Hatıralar, Unutulmuş Bahçeler İnce Bir
Kokuyla Hatırlanır Hemen

Burnuna Değen Su, Cennetin Kokusunu Hatırlatsın Sana
Burnuna Çektiğin Su, Gülleri Gül Eyleyen Muhammed’in
[S.a.s] Gül Kokusuna Yanaştırsın Seni

”Yüzünü Hayâ İle Temizle!” Yüzün Ki Varlığının Odağıdır,
Ruhunun Billûr Âyinesidir; Abdest Niyetiyle Yüzüne Değen
Su Seni Rabbinin Vechine Yönlendirir

Abdeste Niyet, Yüzünü O’na Teslim Etmek Gibidir
”Ben O’nu Görmesem De, O Beni Görüyor!” Diyenlerin İşidir Abdest
Kimsenin Görmediği Yerde, Kimsenin Bilmediği Kuytularda, Kimsenin
Tanık Olmadığı Yalnızlıklarda, Sırf O’nu Razı Etmek İçin Yüzünün Her
Noktasında Suların Serinliğini Hisseden, Yüzünün Her Noktasını Rabbinin
Nazarına Tutar; Rabbine Teslim Eder

Yüzünden Sular Süzülürken, Sen De O’na Bakarmışçasına Hayânı Kuşan
O’nun Nazarında Olduğunu Bil Ki, Aynalardan Utanma
O’nun Seni Gördüğünü Bilerek Yaşa Ki, Kendini Kendine Mahcup Etme
Yüzündeki Serinliği O’nun Seni Bildiğine Tanık Bil Ki, Başkalarını Razı
Etme Telaşından Kurtar Kendini
Yüzünü Rabbine Teslim Et

”Kollarını Tevekkül İle Yıka!” Yapıp Ettiklerini Kendinden Bilme
Elini İşlere Eriştiren De, İşlerini Sonuca Ulaştıran Da Rabbindir
Tembellik Edip Elini İşten Çekme; Çünkü Tevekkül Sana Düşeni
Yapmanı Gerektirir Kibirlenip Elinin İşlere Yettiğini De Sanma;
Çünkü Tevekkül Elinden
Geleni Yaptıktan Sonrasını Rabbine Havale Etmeni Gerektirir
Öyle Yıka Ki Kollarını, Tembellik De Kibir De Akıp Gitsin
Parmak Uçlarından

”Kulaklarını Söz Dinlemekle Ve Sözün Güzeline

Tâbi Olmakla Yıka!”

Dinlemek Edebin De, Öğrenmenin De Başıdır
Kulağını Hakka Açmayan, Dudağını Hakka Değdiremez
Dosta Kulak Vermeyen Dost Sahibi Olamaz
Öyle Yıka Ki Kulağını, Boş Söz Ve Yalandan,
Gıybet Ve Lakırdılardan Temizle;
Güzeli Duymaya Ayarla
Çirkinliğe Sağır Ol

”Ayaklarını O’ndan Başkasından Vazgeçmekle Yıka!”
Nasılsa Bir Gün Ayakların Yerden Kesilecek,
Adımların Bitecek, Bir Adın Kalacak Yeryüzünde

İki Ayağını Birden Yıkarken De,

Buraya Geldiğini Ama Burada
Kalmayacağını Hatırlat Kendine

Sular Ayaklarına Değdikçe,

Bir Yolcu Edâsı Dolsun Yüzüne

Ayaklarını Yerden Kes; Sırata Değdir Öylece At Adımlarını

Düşmekten Kork!

Öylece Yürü

Ateşten Çekin! O’na Razı Ol Ki, O Da Sana Razı Olsun

Yazar: SENAİ DEMİRCİ